Menü Kapat

Kübra Ünlü – Yüksel Aksu Röportajı

Kübra Ünlü - Yüksel Aksu Röportajı
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  


Kübra Ünlü – Yüksel Aksu Röportajı

Kübra Ünlü - Yüksel Aksu Röportajı

İmece usulü organik Anadolu komedisi

Kübra Ünlü – Yüksel Aksu Röportajı
Dondurmam Gaymak’la tanıdığımız yönetmen Yüksel Aksu ikinci filmi Entelköy Efeköy’e Karşı’da da Ege’nin insanlarını anlatıyor.

Bu film için “İmece usulü organik Anadolu komedisi. Hayatı zorlamadan güldüren bir ikram” gibi ifadeler kullanılıyor. Yönetmen Yüksek Aksu Entelköy Efeköy’e Karşı’da tanıklıklarını ve gözlemlerini harmanladığını söylüyor. Bu röportajda her şeyi konuştuk.

Dondurmam Gaymak’tan sonra Yüksel Aksu ikinci filmi ile sinemasını daha somut aktardığını düşünüyor mu?

İkinci film bir yol alma halidir. Dondurmam Gaymak da somut bir meseleydi. İlk filmimdi, doğru düzgün bir yapımcı bulamadım. Zaruretten çıktı. İkinci filmimde yapımcım vardı ama yine bölgede, imece usulü yaptık ama daha profesyonelce.

Bu sefer sağa sola yalvararak değil, bir parça kendi bütçemizle, yapımcımızın bütçesi ile ortaya bir iş çıkardık. Her iki filmim içinde akraba filmler diyebilirim.

Dondurmam Gaymak benim çocukluk yıllarımın, Entelköy Efeköy’e Karşı da gençlik yıllarımın tartışmalarını içeren bir film.

Sanayileşmenin sorgulanması, termik santralin Gökova’da yapılmaya çalışılması, bunlarla ilgili değişen büyük muhalefetler, bundan yana olan bölge köylüleri, buradan çıkan komiklikler, para kazanacağız derdinde olan köylüler, biraz aşağıda olan tuzları kuru, çevreci Bodrumlular, buralardan kaynaklanan fikir farklılıklarının komedileri benim hafızamda iz yaptı.

Çift kimlikliyim o sıralarda. Çünkü o dönem hem oranın köylüsü gibiyim, hem de Bodrumlular gibiyim. Dolayısıyla aklım bir orada bir buradaydı ve hem gülüyor hem üzülüyordum durumlara.

Bu anlamda Yüksel Aksu’nun somutlukları diyebiliriz. Zaten kendini çok yaratıcı bulan bir adam değilim, daha çok tanıklıklar ve gözlemleri iyi harmanladığımı düşünüyorum.

Yüksel Aksu köylü enteli mi, şehirli entel mi?

Ben tam ortaya karışık gibiyim. Evet, köy kökenli bir entelektüelim, ama yaşam tarzım kentli gibidir. Bir tarafımda bayram, seyran, düğün cenaze gibi meselelerde ve memlekete gittiğim zaman uzun süren okey oynamalar, altmışaltılar, bitmek bilmeyen meyhane sohbetleri üzerinden baktığınız zaman da köylü gibiyim.

Geleneğin bir insanlık mirası ve diyalektiği olduğunu düşünüyorum. İyi olanları almalı, kötü olanları tarihin süzgecinden geçirerek elemeli.

Gelenekle ilişkim bu anlamda iyidir. Sadece Nişantaşı’nda büyümüş, ya da Paris’te okumuş olsam kendimi eksik hissederdim. Tersi de olsa yine aynı eksikliği yaşardım. Köylüyüm, kentliyim, okumuş yazmışım, bu melezliğin avantajlı olduğunu söyleyebilirim, dolayısıyla biraz Türkiye gibiyim.

Kübra Ünlü – Yüksel Aksu Röportajı

Slogan atmak gibi bir derdim yok

Filmlerinizin “mesaj kaygılı” olması eleştirilerine ne diyorsunuz?

Slogan atmak gibi bir derdim yok. Ancak sanatın bir içeriği ve coğrafyası olması gerekliliğine inanan birisiyim. Bir metne bakıldığında hangi habitatta olduğunu enforme etmesi lazım.

Türkiye’de sanat sinemasının bir coğrafyası olmadığını düşünüyorum. Sağlam toplumsal referansları yok. Diğer taraftan popüler ve ticari sinemanın da aynı şekilde coğrafyası olmadığını düşünüyorum. Birçoğu kötü Amerikan sineması modellemeleri yapıyor.

Mesaja gelince sanatın bizatihi kendisidir. Sanatçının tecrübesini, bilgisini, gözlemlerini, etütlerini, seyircisinden saklamasını doğru bulmuyorum. “Ben seyirciye bıraktım ukalalığı”na prim vermiyorum. Çünkü şu değil, “çok hikmetli adamım, herkes beni anlayamaz” gibi bir durumum yok.

Derdimi tam anlatayım, anlatamazsam da söyleyeyim diye bir komplekssizlikle kafam çok net.

Filmde de görüldüğü gibi enteli, danteli, köylüsü, anarşisti, komünisti, namazındaki adamı, içkicisi, İslamcısı, dinsizi, biz birlikte yaşayabiliriz ve buna uygun bir geleneğimiz var. Bunu geçmişte becerdik, bugün de beceririz, gelecekte de yaparız diyoruz.

Dolayısıyla bu Türkiye’ye siyasal bir mesaj değil. Bu benim filmimin meselesi. Üstelik kuru bir palavra da değil ki bunu oyuncu kadromuzla da ispatlayabiliyoruz.

Vaadimiz “çok güldüreceğiz”di

Almanya Yeşiller Başkanından, okuma yazma bilemeyeninden, ünlü oyuncudan, ünlü mankene, şair yazardan, merkez sağ siyasetten isimlerin dâhil olduğu, bir sinema filmi çerçevesinde daha üretirken, kolektif üreten, tüketirken mesajını da kolektif sunan bir eser ürettik.

Bütününe baktığınızda da bir sinema filmi değil, bir enstalasyon. Film için, bu anlamda bir köy düğünü diyebiliriz. Gelinimiz film oldu. Vaadimiz “çok güldüreceğiz”di, onu gerçekleştirdik.

Bütün bunların üzerine Türk filmi mi, Türkiye filmi mi bu?

Bu iki kavram arasındaki nüansın çok farkındayım. Bu iki kavram da sulandırıldı aslında… Filmde yerlisinden yabancısına birçok farklı kimlikte, farklı dünya görüşünde ve farklı inançta insan var. Bu yönüyle bir Türkiye filmi.

Bütününde ‘Birbirine benzemeden, herkes yerinde sağ olsun’ dediğimiz bir iş yaptık. Etnik anlamda bir Türk filminden bahsetmek ontolojik olarak zor, kültürel antropoloji olarak, evet bir Türk filmi.

Eleştirilerden biri de şiveyle ilgili, günlük hayatınızda kullanır mısınız ve farklı şivelerin korunması konusunda ne düşünüyorsunuz?

İstanbul’da kullanmıyorum. Memleket sınırlarına girer girmez en halis hali ile kullanırım. Şivelerin korunması ve yaşatılması taraftarıyım. En güzel Türkçe İstanbul Türkçesidir diyen Ziya Gökalp’a çok katılmıyorum. Kültürel bir değerdir. Amerikan sinemasında da şive vardır. Zenginliktir.

Filmin ana karakteri eşek. Eşeğin ironisi var mı?

Birebir ironi yok ama aynı zaman da var. Yani mesele eşek muhabbetine döndüğü zaman var. Ama geyik muhabbetinden daha kadim.

Kübra Ünlü – Yüksel Aksu Röportajı

Ege beni ve bütün dünya uygarlığını besliyor

“Ege” sanatınızı nasıl besliyor veya besliyor mu?

Sanatın iki tanrısı vardır. Övünmek gibi olmasın, ikisi de Egeli ve Muğlalıdır. Dolayısıyla Ege beni ve bütün dünya uygarlığını besliyor. Günlük hayatta ise sokağın kendisi besler. Arındığım yerlerim ise dostlarımla rakı balık, muhabbet ve memleketime gitmektir.

Size yönelik küfürden komedi türettiğiniz eleştirisi de var ancak filmde geçen küfürleşmeler için ‘Onlar yörenin konuşma dilindeki bağlaçlardır’ diyorsunuz…

Küfürden komedi yapmak isteyen biri değilim. Evet, filmdeki karakterim bunu yapıyor. Çünkü Buckingham Sarayı’nda büyümedi. Sokakta ne varsa benim sinemamda da o olur. Ben hayata sorumluyum, orta sınıf ahlakına değil. Bunu yaparken küfrü methetmiyor ve önermiyorum.

Karakterim, darlandığı zaman, “sizi esefle kınıyorum “ demek yerine ağız dolusu aslan gibi küfrediyor. Şiddet unsuru değil de, gırgır unsuru olarak kullanıyoruz. Hayatımda en baba küfürleri de nenemden, halamdan öğrenmişimdir.

Sadece yerellik bence faşizanlıktır

Yüksel Aksu filmlerine eğlenceli politik sinemalarla devam mı edecek, farklı denemeleri olacak mı?

Farklı denemelerim olacak. 60lı yıllarda Türk Sinemasının yaşattığı tartışmalara devam etmek de isterim. Milli sinema, ulusal sinema, devrimci sinema bir dönem çok ciddi bereket yaratmış sinemada Türkiye’de. Ama bir şeyler denerken mutlaka geleneği arkama alacağım. Sırtına Anadolu’yu alan, dünyaya da gözleri açık bir sinema yapacağım. Sadece yerellik bence faşizanlıktır.

Filmlerinizin gişe karşılığı ne durumda?

Mesajı ve niteliği olan sinemanın, dolayısıyla filmlerimin de gişe karşılığı var. Bu film de iyi gidiyor. Niteliği ve derdi olan aynı zamanda da ticari olabilen ürünlere de şans var Türkiye’de. Dondurmam Gaymak bunlardan bir tanesi idi. Az seyirci, çok seyirci ve buna göre yapılan iyi film kötü film değerlendirmelerine katılmıyorum.

Kübra Ünlü – Yüksel Aksu Röportajı

Çok sıkılıyorum oralara gidince

Sırrı Süreyya gibi bir gün Yüksel Aksu’nun da yolu Meclisten geçer mi?

Yok, sanmıyorum. Çok sıkılıyorum oralara gidince. Sırrı Süreyya’nınki başka bir şey… Bir tür özgürlük alanı ile ilgili bir şeyler söylüyor. Takım elbiseler falan yapamam, yok.

Yüksel Yalova’dan önce filmdeki Kültür Bakanı karakterini oynaması için eski bakanlardan yine Atilla Koç’a teklif etmişsiniz, süreç nasıl gelişti?

Atilla Koç dünyada görüp görebileceğin en sempatik bakanlardan birisidir. Doğallığı çok ilgimi çekmişti. Yaptığı gaflar, mecliste uyuyakalması, çok insani durumlardı. Bölgemizin milletvekili. Karşılaştığımızda şive ile başlarız konuşmaya.

Bu karakteri oynaması için bir iki ortak dostumuz aracılığı ile ilettim ancak pek ses gelmedi. Ama bunun üzerine Yüksel Ağabeye gitmedim ben. Yüksel Ağabey’in konservatuar bitirmiş olduğunu öğrendiğim günlerde yine ortak akrabalarımız vesilesi ile aynı zamanlarda sordurttum acaba oynar mı diye. Kırmadı sağ olsun oynadı.

Yani kimseyi ikna etmekte zorlanmadınız? Claudia Roth dâhil olmak üzere, oyuncu kriteriniz ne oldu?

 Bir teklif yapmadan önce bin düşünüp bir cümle kuruyorum. Çok yakıştırmadığım sürece teklif etmiyorum. Kafamda cuk oturduğu için cuk diye kabul ediyorlar. Örneğin Dondurmam Gaymak’ta Turan abi bir esnafı oynuyor. Yılların oyuncusu, yörenin adamı. Yıllardır da sinema yapmamış. Teklif ettiğimde hemen kabul ediyor.

Bu filmde de Şahin Irmak Ege’li, tuluata çok uygun, genç, ateşli ve henüz bir tane başrolü yok. Onu ikna etmeyle neden uğraşayım tak diye kabul ediyor. Ama kim zordur Claudia Roth, Yüksel Yalova, Selahattin Yusuf, Engin Akın. Bunlar kendileri zaten tek başına marka isimler.

Kübra Ünlü – Yüksel Aksu Röportajı

Bu zaten onun yaptığı bir şey

Bu yerleştirmeleri doğru yaptığım için orada da sorun yaşamıyorum. Çünkü Yüksel Yalova zaten muhafazakâr bir bakanı, bir devlet temsilcisini oynuyor. Yani resim oturuyor, göbeği oturuyor ve bir de oyuncu.

Ben ona demiyorum ki gel taksici oyna, tecavüzcü oyna. Yüksel abi onu da oynar ama ikonografisine halel getirmeyecek bir rol öneriyorum. Claudia Roth’a da gel pavyon şarkıcısı oyna demiyorum ki.

Ben ona Alman parlamenter ya da Avrupalı bir grup çevreci ekolojist, yeşil parlamenter gelip bu komün köyün anarşistlerine plaket verecek diyorum. Bu zaten onun yaptığı bir şey. Bütün olay artık teknik olarak ezberin ve yerleştirmenin yapılmasına, kamera karşısındaki rahatlığa kalıyor.

Onun rolü zaten kafamda vardı

Claudia Roth’u filminizde oynatmak nereden aklınıza geldi?

Claudia Roth’u caretta carettalardan 1987- 88’lerden beri tanıyorum. Onun rolü zaten kafamda vardı. Yani hakikatini arttırsın diye yaptım. Kabul etmeseydi sarışın bir Almanı oynatacaktım.

Bundan sonraki filmlerde daha fazla profesyonel oyuncu olacak mı?

İçeriğine bağlı. Yani bir Samuel Beckett, bir Shakespeare uyarlaması yapacaksam tamamı profesyonel oyuncu olması gerekir. İçerik biçimi belirler.

Filmin devamı gelecek mi?

Filmin devamı da seyirciye bağlı. Az zarar edersek çekeceğiz.

Kübra Ünlü – Yüksel Aksu Röportajı

Seyirciye yalvaracak kadar müptezel değilim

Peki, bunu söylerken olumsuz tepki alabileceğinizi düşünüyor musunuz?

Hayır. Aksine komik geldi seyirciye. Çünkü yine meddahlık geleneğidir o. Kıssadan hisse budur deyip yarın da dinlemek isteyenler yarın gelsin, pamuk eller cebe denilir ve seyirci arasında tas dolaşır.

Hadi bakalım çalkala boncuk denir. Yani seyirciye yalvaracak kadar müptezel değilim, o işin şakası. Sektörel bir şaka ve çok daha somut bir şey.

Mesela bir senaryo yazmıştım 186 sayfa. Ortadan bölmek zorunda kaldım. Dolayısıyla bunu samimi bir şekilde seyirciye de söyledim. Ben hepsini sığdıramadım. Mesela oğlanla kızı evlendireceğim. Yani her şey seyirciye bağlı. Seyirci beğendiği zaman ikisi de üçü de gelir.

Filmin bütçesi ağır mıydı?

Ağırdı, çok gitti. Rakamlarla ilgilenmiyorum ama sağ olsun yapımcılarım Muharrem Gülmez ve Taha Altaylı alışık olmadığım bir şekilde neredeyse kuş sütümü bile eksik etmediler.

Piyasa standartlarının üzerinde köylülere yevmiyeler dağıttılar. Oraya kamyon restoran götürdüler. Çalışana da çalışmayana da yemek verdiler. Yani bir liraya mal olacak şeyi iki liraya mal ettiler ama çok dua aldılar.

Kübra Ünlü – Yüksel Aksu Röportajı

İki düğün yapmış olduk

Filmin ön gösterisinin yörede yapılması çok dikkat çekti?

Dikkat çekmekten ziyade orada bir mesele var. Bir gala illa İstinye Park’ta ya da CRR’ de olacak diye bir zorunluluk yok. O bir temsiliyet çünkü. Ben sadece yerelci değilim her ikisinde de olur. Nitekim Haliç Kongre Merkezi’nde de yaptık.

Biz bölgede bir film çektik. Bir büyük katılım oldu. Katılımcıların tamamını İstanbul’a taşıyamazdık. Zaten buna bütçe de yetmezdi. Biz kız evi orada oğlan evi burada gibi düşündük. Oğlan evini buradaki yapımcının evi dersek, sanatçıyı da kız gibi varsayarsak kız evi de orası. Yani iki düğün yapmış olduk.

Nerdeyse garıyla gardeş olduk gitti

İnternetteki çeşitli videolarda gördüğümüz kadarıyla köylülerle oldukça yakın ve esprili bir ilişkiniz var. Anlatabileceğiniz bir hikâyeniz var mı bu konuda?

Biz onlarla telefonlaşıyoruz, şakalaşıyoruz. Bir tüp bayii arkadaşa bir şaka yaptım mesela. Muğla şivesiyle aradım. “Baki abi iki tane tombul tüp, bir tane tek tüp istedi.

Ben şindi Muğleye gitcem acelem var telefonla söyleyive dedile” dedim. O da büyük bir ciro yapacak olmanın hazzıyla bir koşu götürmüş tüpleri. Varınca Baki abinin hanımı kapıdan kovmuş. “Biz tüpü daha geçen hafta aldık, lokanta mı işledipduruz biz borda” demiş.

Kübra Ünlü – Yüksel Aksu Röportajı

Cinsel hayatımız da sabote oldu

O da Allah Allah kim aradı kim aradı derken uyandım diyor. Sonra “ben buna bi oyun yapceedim ki en az on kilometre goşdurceedim emme, bu sefer ben yirmi kilometre koşasam deye vazgeştim” diyor. Muziplikte fena değilimdir. Benle uğraşılmayacağını anlamış.

Zaten filme de senaryoya karısı çalıştırmış akşamlara kadar. “Nerdeyse garıyla gardeş olduk gitti, cinsel hayatımız da sabote oldu” diyor.

Ege şivesi haricinde doğu şivesiyle ya da Karadeniz şivesiyle de bir film yapmayı düşünüyor musunuz?

Yapacağım. Bir tane Orta Anadolu, bir tane de güneydoğu Anadolu hikâyem var. Memleketten çıktık ufak bir Türkiye turu yapmak lazım kısmet olursa.

Hayalim kendimi ifade edebilmek

Bu filmin diziye aktarılması söz konusu mu?

Çok talep var bu konuda.  Önemli olan hikâye anlatmak. Diziyle, filmle ya da romanla anlatabilirsin. Önemli olan yapma biçimine çok müdahale edilmeyecekse her şekilde olabilir. Ben hepsini çekiyorum. Hatta fırsat bulsam sünnet düğünü bile çekerim. Önemli olan neyi nasıl anlattığınız. Dizi olsun diye saçma sapan bir hikâye yerine kendi hikâyelerimi anlatmayı tercih ederim.

Hayalleriniz neler?

2000, 2500 yıllık projem var. Allah ömür verirse hepsini yapmaya çalışacağım. Hayalim kendimi ifade edebilmek.

Kübra Ünlü – Yüksel Aksu Röportajı



  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir