Menü Kapat

Kübra Ünlü – Ulaş Kurtuluş Ünlü Röportajı

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  


Kübra Ünlü – Ulaş Kurtuluş Ünlü Röportajı

InterviewiconUmudumu ve hayallerimi her şeye rağmen koruyabildim

Kübra Ünlü – Ulaş Kurtuluş Ünlü Röportajı

Tanıdığım sanatçı Ulaş Kurtuluş Ünlü bu toprakların türkülerini bu toprakların insanlarına en güzeliyle, en yalın aktarıcısı olduğudur.

Öyle olduğundan bilirim ki her bir dinleyicisinin yüreğinde kulağında çok ayrıcalıklı bir yere sahiptir.

Bu röportajı, hayat arkadaşım canım eşim ile yapmak, yazmak benim için çok daha anlamlı ve kıymetli. Simdi paylaşma zamanı…

Benim tanıdığım Ulaş Kurtuluş Ünlü

2006 Eylül. Üsküdar Kısıklı’da Kanal A televizyonun İstanbul stüdyosu var. 2003′ ten itibaren ben de bu televizyonun İstanbul sabah programları yapımcısı ve sunucusu olarak çalıştım. Üsküdar da Sabah adında bir sabah programı hazırlayıp sunuyordum.

Üç saatlik bir canlı yayındı. Üç ayrı bölümden oluşurdu. Programın bir bölümü vardı ki mutlaka geleneksel Türk halk müziğini eğmeden, bükmeden, ona ihanet etmeden, ona tecavüz etmeden bu kısımda yazabileceğim çok sözcük var o sebeple kısa geçeyim; yani dediğim gerekçelerle doğru, aslına uygun aktaran, icra eden, her kim varsa, bir şekilde bulup buluşturup bu programda ağırlıyordum.

Yine benim için sıradan bir gün, rutin yayın hazırlıklarımı ekibimle yaptım, ertesi günün konukları, adresleri, evlerinden alınacak araçları, kıyafetleri, kahvaltıları, program içi dokümanları, orkestranın talepleri, teknik ekibin işlemleri, montaj ve kurgudan gelecek banların kontrolleri, ertesi gün için okunacak metin veya şiir dökümleri, program sonu dönüş kiçin isteklerine göre hazırlıklar, kendi program hazırlıklarım, konuk bilgilerim…

Elimde dosyam, artık işyerimden çıkıp evime gidiyorum. Ertesi gün, sabah canlı yayını bekleyip, olacakları yaşamaktan başka bir şey kalmamıştı.

O yayına gelecek isimlerden biri Ulaş Kurtuluş Ünlü

Önsesinde hiçbir tanışıklığımız yok.

Kendisi ile ilgili bilgi toplarken, kendisini tanıyan arkadaşları “iyidir hoştur, çok iyi türkü okur ama pek konuşkan değildir”.

Şimdi bu “pek konuşkan değildir” cümlesinin bir televizyoncu için alt metni detaylı ve çok uzundur. Özetle meali şudur,

”Kübra programda bir değil üç takla atarak karşındaki konuğu konuşturmak ve ağzından sözcük, cümle çıkartmak için değil kerpeten, balyoz falan kullanman gerekebilir” yani öyle gayret sarf etmelisin, yani zor bir yayın olacak haberin olsun” dur.

Tabi, Kübra, bu anlamda kendine o kadar çok güvenmektedir ki önemli değil, “ben konuştururum” der konuğunun gelmesini bekler.

Sabah ezanıyla vardığım televizyonda tüm hazırlıklarımı yapar 9-12 arasındaki yayınımı beklerim.

Nitekim yayın başladı Ulaş Bey stüdyoda konuğum…

Kübra Ünlü – Ulaş Kurtuluş Ünlü Röportajı

İlk tanışma ve tanıtma anonsu

O ana kadar her şey yolunda ve sıradan…

Korkum var mı; var, çünkü pek konuşmaz dediler,

Ama durum hiç de öyle değil. Sohbet gayet güzel akıyor…

Dayanamıyor yayının 15. dakikasında diyorum ki,

“Ulaş bey sizin için o adam çok güzel okur da pek konuşkan değildir ama hiç de öyle değilmiş” nasıl rahatladım bilemezsiniz, o arkadaşlarda buradan selam olsun diyorum,

Ulaş bey o sihirli ilk cümleyi ediyor,

“Keramet bülbülü şakıtandadır”

E orada; nasıl bir keramet oluşuyorsa artık, Kübra’nın gönlünün bağları esen rüzgâra bir havalanıyor.

Sonrasında ben Ulaş Beyin ilk bant türkü anonsunu yapıyorum “Denizlerin Kumuyum”…

İlk 20 dakikayı THM hakkında şakıyarak geçiren iki insan olan biz bu türkü süresi ile gözleri birbirine kitlenmiş biçimdeydik.

Sonrasında ben toparlayıp konuşamıyordum, bunu yayında da söylemiştim. Yani işte o anda bize olanlar karşılıklı olmuştu. Böyle şeyleri okurduk, izlerdik, anlatırlardı, inanmazdım.

“O an bir birlerine âşık olmuşlardı” tam olarak bu muydu, değil miydi, bilmiyorum ama yayın sonunda ben kendi kendime “galiba âşık oldum” dediğimi biliyorum.

Beyefendi de etkilenmiş olacak ki aynı gün içerisinde bir çay içmelik oturduğumuz Cihangir’de Gezi Kafede “benim hayatım olur musun” demişti.

Tanışmamızdan bir sene iki ay sonra; bir mesajda da “keşke eve döndüğümde o kapıyı bana açan sen olsan” demişti.

Kübra Ünlü – Ulaş Kurtuluş Ünlü Röportajı

O gün bugündür çok şükür birbirimizin kapısını açıyoruz

Bizim biz olma halimiz de böyle başladı.

Tanıdığım sanatçı Ulaş Kurtuluş Ünlü ise memleketin türkülerini bu memleketin insanlarına en güzeliyle, en yalın aktarıcısı olduğudur. Öyle olduğundan bilirim ki her bir dinleyicisinin yüreğinde kulağında çok ayrıcalıklı bir yere sahiptir.

Onu, sanatını, dinleyicisini, emeğini, sevdasını, gönlünü yıllar içerisinde tanıdıkça her geçen gün saygım ve sevgim, aşkım hep büyüdü. Yıllar içerisinde Ulaş’ın sayısız röportajını yazdım yada basın bültenini ya da yazmak adına gerekli olan her ne işi varsa onu ancak bugün, bu röportajı, hayat arkadaşım canım eşim ile yapmak, yazmak benim için çok daha anlamlı ve kıymetli. Simdi paylaşma zamanı…

Çok uzattım biliyorum, sen sevmezsin bu kadar özeli anlatmayı aktarmayı ama bir soru ile bu kısmı toparlayıp kapatalım, kapı diyorum hala açmamdan memnun musun :)?

Sen açmaktan yorulmadıysan Hani Mevlana diyor ya; “her zerrenin gönlünde bir saray vardır, fakat kapısını açmadıkça sana kapalı kalır”. Sanırım ben o sarayın kapısını açabilmişim ki, içinde bin türlü güzellik.

Efem…

Kübra Ünlü – Ulaş Kurtuluş Ünlü Röportajı

Hayallerimi her şeye rağmen koruyabildim

Her hangi bir sanat dalında çok emek vermek mi çok istemek mi?

Önce çok istemek, sonra çok yetenek, sonra da çok emek.

Bir de vazgeçmemek var, küsmemek sanırım. Herkese ve her şeye rağmen… Örneğin senin piyasaya çıkmamış şahane bir albümün var.20 li yaşların ve umutların… Düşününce nasıl toparladın, nasıl ayağa kalktın. Bu bir anlamda hayata başlamadan bir başarı hikâyesidir?

Herkesin hayata dair hayalleri vardır ya da olmalı bence. Benim de vardı. İzmir’ den İstanbul’ a göç etmemin en önemli nedeni de İstanbul’ un hayallerimi gerçekleştirebileceğimi düşündüğüm yer olması idi. İzmir artık bana yetmez olmuştu.

Tabi İstanbul’ a göç eden çoğu insanın yaşadığı gibi buraya gelip de işin içine girince o hayalleri gerçekleştirmenin epey zorlu bir yol olacağını görmüş oldum. Zaman içerisinde birçok olumlu ya da olumsuz durum yaşadım. Bunların toplamına tecrübe deniliyor galiba…

Bazen çok zorlansam da umudumu ve hayallerimi her şeye rağmen koruyabildim ve yola devam edebildim, edebilmişim.

Kübra Ünlü – Ulaş Kurtuluş Ünlü Röportajı

Hepsi çok zor süreçlerin ve emeklerin ürünü

Sonrasında sayısız albüm, yaptığın çalışmalarda senin için daha öne çıkan bir çalışma var mı?

Evet, birçok albüm çalışmasında yer aldım. Birçok sanatçının albümlerinde de vokal yaptım. Halimiz Ahvalimiz adlı grubumuzla yaptığımız çalışmaları çok önemsiyorum. Çünkü o çalışmalar bana birçok şey öğretti diyebilirim.

Daha sonraki süreçte ise Ege Havası ve Göç Havası isimlerini verdiğim iki solo albüm çalışmam var ki onları birlikte yaptık. En büyük desteğim sendin. Hayatıma girdiğin günden beri hep olduğu gibi. Hepsi çok zor süreçlerin ve emeklerin ürünü. Bu bakımdan herhangi birini öne çıkaramam. Hepsi birbirinden kıymetli.

Ve TRT, Güzel bir klasiğin içindesin, yani TRT İstanbul Radyosu Ses Sanatçısı olmak, neler söylemek istersin?

TRT’ ye ilk olarak 1998 – 99 döneminde akitli ses sanatçısı olarak İzmir Radyosunda başladım. Hatta sınavımda benim aynı zamanda konservatuarda repertuar hocam olan çok kıymetli sanatçı Hale Gür ve çok değerli üstat Yılmaz İpek vardı. Onlar babam sayesinde küçük yaşlarımdan itibaren radyodan dinlediğim hayran olduğum sanatkârlardı.

Tabi radyoya başladıktan sonra da daha nice ustalarla tanışma ve çalışma fırsatım oldu. Bu anlamda şanslıyım ki bugün birçoğu hayatta olmayan ya da emekli olan birçok büyüğüme yetişebildim. Aynı stüdyoda bir nefes olduk. Şimdi de onların açtığı yürüdüğü yolda bizler yürüyoruz. Umarım biz de onlar kadar kıymetli şeyler yapabiliriz, bırakabiliriz.

Kübra Ünlü – Ulaş Kurtuluş Ünlü Röportajı

Biraz arkeolog gibi düşünmek ve çalışmak gerekiyor

TRT yeni türkü çalışma ve aktarma adına bir derya, ben biliyorum ki senin repertuarın bu anlamda çok zengin. Duymadığımız, bilmediğimiz türküleri sandıkların dibinden bulup çıkartıyorsun, üzerindeki o naftalin kokusunu yok etmeden bizden olanı bize veriyorsun. Müziğin arkeoloğu gibi. Ben bu kadar heyecanlanırken, kim bilir sen neler yaşıyorsun, neler yaşıyorsun?

Hâlihazırda TRT Repertuarında 6000’ e yakın türkü var ve daha incelenip eklenmeyi bekleyen binlercesi. Bu aslında Anadolu folklorunun ne denli zengin olduğunun da çok önemli bir göstergesi.

Bizim buradaki en önemli görevimizin bu repertuar üzerinde çok çalışmak ve seslendirilenlerin yanında henüz seslendirilmemiş olan birçok türküyü de tekrar canlandırmak olduğunu düşünüyorum. Yoksa turşu sadece turşu olsun, orada dursun diye kurulmaz.

Bu anlamda bütün dünyada da bu çalışmalar var. Örneğin Mozart’ ın ya da Beethoven’ in bugüne kadar seslendirilmemiş bir eserini bulmaya çalışıyorlar ve bulduklarında da bu büyük bir heyecan yaratıyor, her yerde haber oluyor.

Hatırla daha birkaç yıl önce Mozart’ın yeni keşfedilen eseri diye her yerde haberler çıkmıştı. Evet, biraz arkeolog gibi düşünmek ve çalışmak gerekiyor ve bundan heyecan duyabilmek.

Kodları iyi deşifre etmek gerekiyor

Türkü özel bir alan, bu ülkenin kodları. Deşifresi önemli. Aktarım çok daha önemli. Bu konudaki hassasiyetini bildiğimden özellikle söylemek istediklerine; bu işi kendisine yol edinmiş neler söylemek istersin?

Evet, bizler aktarıcıyız ve bu aktarma işi çok önemli. Dediğin gibi bu kodları iyi deşifre etmek gerekiyor. Bir ırmağın en gürül gürül çağladığı ve en temiz olduğu yer kaynağıdır. Bu anlamda türküleri de mümkün olduğu kadar kaynağından ya da kaynağa en yakın yerden dinlemek gerekiyor. Ve aktarırken de en temiz en duru ve DOĞRU haliyle aktarmak gerekiyor.

Ancak bu birilerine göre biraz zahmetli bir iş. Öylesine zahmetli ki örneğin yıllar önce o dönem çok meşhur olan ve “ türkü baba” olarak adlandırılan bir ağabeyimiz Sobalarında Kuru da Meşe Yanıyor isimli türküde geçen “kar mı yağıpba Yarangüme’ nin dağına efem” dizesini “kar mı yağıyor yaren Gönen’ in dağına efem” şeklinde okumuştu albümüne.

Yarangüme Denizli / Tavas ilçesinin eski ismidir, “yarenlik, yoldaşlık, yarenlik kümesi yani dost meclisi” anlamlarındadır. Ama eğer bu babanın dediği gibi Gönen derseniz bütün coğrafyayı, tarihi değiştirmiş olursunuz. Zira hangi Gönen Isparta’ daki Gönen mi yoksa Balıkesir’ deki Gönen mi?

Kübra Ünlü – Ulaş Kurtuluş Ünlü Röportajı

Müziğimizi dünyaya duyurma çabaları güzel. ANCAK..

Bir de rica etsem şu konu da iki kelam etsen, şu dünyaya açılma meselesi. Nedir bu dert? Niye dünyaya açılıyoruz? Kız çocuğu ya da erkek her neyse çıkmış; bir türkücük okumuş, ikinci albümü ile dünyaya açılıp türküleri gençlere sevdirmeye çalışıyorum diyor. Veya yaşını başını almış bazı ağabeyler ablalar, nedir bu dünyaya açılma derdi. Açmasak, gençlere de sevdirmesek, biz böyle yerli yerli sevsek olmuyor mu bu iş

Tabi bu dünyaya açılma meselesi küreselleşme adı altında kapitalizmin oluşturduğu popüler kültürün dayattığı bir durum. Uzun süredir bütün dünyayı etkisi altına alan bu durumun bizim ülkemizi etkilememesi de mümkün değil.

Müziğimizi dünyaya duyurma çabaları yanlış değil, güzel. Ancak bunu kendi müziğimizle yapabilirsek güzel. Yoksa bağlama ile Mozart çalarak, senfoni orkestrasının önünde batı müziği armonisine uyma, uydurma çabası ile türkünün kendinde olmayan bir şeyler ekleyip çıkartarak “fidayda” okumaya çalışmakla olabileceğine inanmıyorum.

Ben de inanmıyorum, hatta bu vesile ile bir de konunun uzmanlarından rica ediyorum, yapmasınlar, türküler türkü kalsın Allah aşkına…

Kübra Ünlü – Ulaş Kurtuluş Ünlü Röportajı

Çok yönlü okumaya çalışıyorum

Vazgeçmediğin her koşul ve şartta gerçekleştirebildiğin okuma alışkanlığın. Bu okumalarda bir kitap esas olup onun çevresinde bir kütüphane oluşuyor. Hem bu çok değerli olduğunu düşündüğüm benimde çokça istifade ettiğim güzel alışkanlıktan hem de biliyorum ki kitap çalışmaların var, bahsetmek ister misin?

Küçük yaşlardan beri okumayı severim. Şimdi de mümkün olduğunca okuyorum. Tabi o yaşlarda biraz dağınık okurdum yani ne bulursam onu okurdum.

Şimdi ise okuma işini biraz sistemli yapmaya çalışıyorum ve çok yönlü okumaya çalışıyorum.

Mesela seçtiğim bir yazarın tüm kitaplarını okumaya çalışıyorum ya da seçtiğim konu ne ise onunla ilgili bibliyografya çalışması yapıp bulabildiklerimi okumaya çalışıyorum ki doğru bir fikir edinebileyim.

Kitap yazma konusuna gelince; mesleğimle ilgili birkaç kitap çalışmam var epeydir. Umarım yakın zamanda bitirebilirim. Bir de roman veya senaryo yazma hayalim var. Belki ikisi birden olur kim bilir?

Sevgili sevgilim, hayat yeterince zor, bize de altın tepsilerde konfor içerisinde sunulmuş bir hayat verilmedi. Kocaman yaşlara geldik, bin bir zorluğu aşıp, çalışıp başarıp, birbirimize destek olup, aşkla yan yana durup, birbirimize sahip çıkarak zor günleri atlattık, bu günlere geldik.

Çok şükür bugünümüze. Dünyayı güzeltmeye olan inancımız hep vardı var olsun. Hayatıma kattığın tüm güzellikler için, yazmam adına beni bu yola teşvik ettiğin için, kitaplarımın varlık sebebi olduğun için, özellikle okuyucular huzurunda sana sonsuz teşekkür ediyorum. Güzellikler, bizimle, güzel olan herkesle olsun, iyi ki varsın. Seni çok seviyorum Efem.

Sen de iyi ki varsın; iyi ki benim gülüşümsün, seni seviyorum canım gülüşüm. Git kendini bana daha çok sevdirmeden.

Kübra Ünlü – Ulaş Kurtuluş Ünlü Röportajı



  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir