Menü Kapat

Kübra Ünlü – Gani Müjde Röportajı

Kübra Ünlü – Gani Müjde Röportajı
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  


Kübra Ünlü – Gani Müjde Röportajı

Kübra Ünlü – Gani Müjde Röportajı

Ne iş yaparsan yap ama iyi yap

Kübra Ünlü – Gani Müjde Röportajı

Bu sezon Hababam Sınıfı 2011 ve Pis 7’li adlı iki dizisi yayınlanacak olan Gani Müjde: “Bütün dünyada böyle. Reyting iki bin denek izleyicinin insafına kalıyor. Sosyal medya daha güvenilir bir ölçüm.”

Kendi deyimi ile “mutlu olmayı bilen, koşullarını çalışarak değiştirebileceğine inanan bir insan.” “Ne iş yaparsan yap, iyi yaparsan bir şekilde önünde kapılar açılır” diyor. Gani Müjde ile yeni projeleri hakkında konuştuk.

Kübra Ünlü – Gani Müjde Röportajı

Ünlülük bu işin hamallığı

Çok bilgi sahibi olmak, mutsuzluk getirir mi?

Tabi ki bilgi, mutsuzluk getirir. Cahiller mesela çok mutlu insanlardır. Çünkü onlar senin benim kadar kafaya takmazlar her şeyi. Zorlarsak cehalet bu anlamda güzel bir şey bile diyebilirim belki.

İşin mutfağında olmayı sevdiğinizi belirtiyorsunuz.

İşin mutfağı her zaman daha önemli. Bir gün ünlü olmak benim hayalim değildi, şu anda da değil. İyi bir şey de değil. Kimseye tavsiye etmiyorum. İnsanın yüzünün çok tanınıyor olması, kıçı açık gezmek gibi bir şey. Sürekli dikkat üzerinizde, her hareketinizi kontrol edeceksiniz. Burnunuzu karıştırma özgürlüğünüz bile yok. Ben ünlü olmaya çalışan insanlara çok şaşırıyorum. Para kazanmaksa, ünlü olmadan da para kazanan ve servetini hesaplayamadığımız bir sürü insan var. O yüzden ben yazmayı, mutfağı seviyorum. Beni burada bırakın bütün gün senaryo yazayım, bütün gün senaryo konuşalım, yeni bir akım bulalım, bunlar beni daha çok heyecanlandırıyor. Ünlülük bu işin hamallığı.

Hayatta başarı, şans ve para size geri dönmemiş olsaydı, yine de mutlu olur muydunuz?

Olurdum. Kendi koşulları ile mutlu olmayı bilen, kendi koşullarını çalışarak değiştirebileceğine inanan bir insanım. Mesela bir bulaşıkçı olsaydım, o kadar iyi bulaşık yıkardım ki garson yaparlardı. O kadar iyi garsonluk yapardım ki, şef garson yaparlardı. O kadar iyi şef garsonluk yapardım ki, mekân sahibi “abi vereyim sana yüzde 50’sini gitme buradan” derdi ve oranın sahibi olurdum. Ne iş yaparsan yap, işini iyi yaparsan bir şekilde önünde kapılar açılır.

Benim toprağımın insanı devrimcidir

Kosova, Piriştine göçmeniyim. Benim toprağımın insanı daha çok çalışkan. Sürekli yeni bir şey üreten ve farklılık arayan insanlar. Balkan göçmenlerinin neredeyse tamamı, arayıcı, yenilikçi, çalışkan, dönüştürücü, devrimcidir, atıl değillerdir. Zaten Türkiye’yi kuran Atatürk’ün de bir Balkan Göçmeni olması çok tesadüf değil. Berber çıraklığından başlayarak cenaze çiçekçiliği, tabelacılık gibi yaptığım bütün işlerde müezzinlik, şarkıcılık da dâhil hep iyi olmaya çalıştım. Yazarlık bunun artık en son noktasıydı. Yazarlığa çok özen gösteriyorum.

Yazarlık nerede başlıyor?

“Gırgır” dergisinde başlıyor. Oradaki dönüşümüm, mizahı profesyonel meslek olarak algılamam ve 7 sene sonra çizgilerimin yetersizliğini görmem, beni yeni bir arayışa itti. İçimde bir potansiyel var ama çok iyi çizemiyorum. Benden daha iyi çizenler var, Hasan Kaçan, Ergün Gündüz, Latif Demirci ve daha birçok isim. O zaman bu potansiyeli yazıya yönlendireyim dedim.

Küçük denemelerimi “Gırgır’a” yaptım, sonra kendi dergimizi kurduğumda da ben burada yazar olacağım dedim. Peynir Gemisi” başlığı altında yazıyordum. İlk kitabımı çıkardığımda neredeyse 100 bine yakın baskı yaptı. Ondan sonra anladım ki bu benim mesleğim olabilir. Sonrası kartopu şeklinde büyüyen bir süreç.

Kübra Ünlü – Gani Müjde Röportajı

Kot pantolonu ilk defa Altan Ağabey’de gördük

Yaş alan ama yaşlanmayan bir haliniz var. Nasıl bir şey?

Altan Erbulak vardı. Karikatürist, tiyatrocu olarak çok önemliydi. Sanki hep Altan Ağabey olmak istedim. O 50 yaşındaydı, biz 18’imizde ama blujean’i ilk defa Altan Ağabeyde gördük, motosikletle gelip giderdi. Şimdi benimde motosikletim var. Onu anladım ki yaşın önemi yok. Senin ne yaptığın, kiminle beraber olduğun önemli. Ekibim genç, 30 yaş civarı bir ekiple çalışıyorum. Yeniliyorum onları sürekli. Bunu da Oğuz Aral’da gördüm. Oğuz Aral’ında o özelliği vardı. O yüzden yaptığımız işlerin yaşlı olmaması gerekiyor. Heyecanı olmalı. Ben hep genç işler peşinde koştuğum için genç kaldım. (Kahkahalar )

Reyting sizin için ne demek?

Bütün insanların beyninde bir çip olsa biz televizyon karşısında oturduğumuzda, belli bir merkeze bunu gönderebilsek çok değerli bir şey. Ama şimdi iki bin seyirci var. O iki bin deneğin insafına kalmak bazen insanın zoruna gidiyor. Çok değerli bir iş yapıyorsunuz ama o iki bin insan sevmiyor. Bu üzüyor bazen, keşke o 2 bin kişi 250 bin kişi olsa, çokluk içerisinde değerlendirilse. Ama bu bütün dünyada böyle, o zaman o iki bin kişinin kriterine saygı gösterip onu anlamak ve ona uygun ürünler yapmak zorundayız.

Hangisi bu ülke?

Sosyal medya daha gerçek bir ölçüm alanı mı sizce?

Evet, daha gerçek. Deli Saraylı yayınlandığı gece sırf bana gelen 3 bine yakın twit okudum, hepsi olumlu mesajlardı. Ama reytingler geldi, bu iki bin meğer beğenmemiş olmadı. Mesela, Şahan, televizyonda boy gösterdi olmadı. Sonra sinemaya geçti Türkiye’nin rekorunu kırdı. Son zamanlarda reyting metrelerde çok dramatize edilmiş işlerin izleyicileri oluştu. Giren bütün dizilerde ensest, tecavüz, kadına şiddet var… Oturalım eğlenelim Yahşi Cazibe seyredip güzel bir gece geçirelim yerine oturup tecavüzcüleri seyredelim, biraz da ağlayalım diyen bir toplum beni korkutur yöneticisi olsam.

Düşünüyorum Türkiye hangisi o zaman? Türkiye, Öyle Bir Geçer Zaman ki izleyip sabaha kadar ağlayan bir ülke mi yoksa Recep İvedik’le gülen bir ülke mi? Hangisi bu ülke? Bu kadar makasın açık olduğu bir durumda toplumsal ruh sağlığımızda sıkıntı yaratacağını düşünüyorum.

80 öncesi dönemin mizah anlayışı ile günümüz mizahını karşılaştırır mısınız?

Politikayla bu kadar iç içe yaşanan bir ülkede politik mizahın bu kadar fukaralaştırılması çok acıklı bence. Tek egemen ortak kültür televizyon kaldı. Bir kısmı baskıdan, bir kısmı hükümetle işlerimiz var, aman sıkıntıya girmeyelim endişesinden, gazetelerde, televizyonlarda yani bütün mecralarda mizah geriletildi. Mizah dergileri marjinalleşti. Bir tek sosyal medya kaldı. 12 Eylül öncesi Türkiye bir kargaşaydı, 12 Eylül geldi başka bir baskı ortamı oluştu. Hala Türkiye’de tam bir demokrasi ortamı olduğunu düşünmüyorum. Onun için daha çok yol almamız lazım. Türkiye’de sadece baskı yapanlar el değiştiriyor.

Kübra Ünlü – Gani Müjde Röportajı

Herkes bir otosansür uyguluyor

Otosansür uyguluyor musunuz?

Televizyona siyasi bir şey yapmıyoruz zaten. Twiter da yazarken bile zaman zaman düşündüğüm oluyor. Kimin nereden, nereye takılacağını bilemiyorum. Çünkü öyle bir hastalıklı toplum haline geldik, korkuyoruz, çekiniyoruz. Dolayısıyla şunu görüyorum herkes bir otosansür uyguluyor.

Yazdığını izlemek nasıl bir duygu?

Bu bazen iyi bazen kötü bir duygu. Bazen çok sinirlenebiliyorum hiç istediğim gibi olmamış da diyebiliyorum, bazen de “helal olsun, yazdığımızın üzerine katmışlar” diyorum. Yönetmeni bazen çok beğeniyorum, bazen beğenmiyorum. Bazen “bu sahne böyle mi çekilir kardeşim” diyorum, sinirleniyorum.

Sosyal medyadan gelen bir soru: Her dizide eşini oynatmak zorunda mı, yeni dizilerde de oynayacak mı?

Birincisi; bizim meslekte eşiniz oyuncu ise mesleğin diğer erbapları pek ilgilenmez. Diğer yapımcılar uzak durmaya çalışılar. İkincisi; eşim konservatuvarlı, evde mi otursun yani. Bunu soranlar evde oturup, çocuk bakarsa daha mı mutlu olacaklar diye ben de onlara sorayım.

Twitter da Yahşi Cazibe ekibi için “Azerbaycan çekimleri ekibe iyi geldi. Moraller tazelendi, küsler barıştı” yazdınız, kimler küsmüştü, neden?

Aslıhan ile Hande küstü. Sette basit bir şey yüzünden küsmüşler birbirlerine. Ama Azerbaycan çekimleri herkese moral depoladı, onlar da sarıldılar, öpüştüler barıştılar. Artık aile gibiler, haftanın beş günü bir aradalar. Bizim sette olaylar büyümez bu kadar olur işte eşler arasında olduğu gibi.

Rıfat Ilgaz ve Ertem Eğilmez’e layık bir Hababam Sınıfı olacak

Yeni döneme iki yeni proje ile giriyorsunuz birisi “Pis 7′li diğeri sadece senaryosunu yazdığınız “Hababam Sınıfı” neler olacak?

Pis 7’li ekime Show TV’de girecek. Hababam Sınıfı Ocakta TNT’de yayınlanacak. Yahşi Cazibe ATV’de devam edecek. Pis 7’li’nin hikâyesi zengin-fakir çatışması üzerine kurulu. Okulları yanan yedi varoş liselinin gönderildikleri zengin kolejinde yaşadıkları anlatılıyor. Hem komedi hem dram birlikte yürüyecek. Kadro süper. Ayşegül Aldinç okul müdürünü, Özge Özberk Filiz öğretmeni, Asuman Dabak Hademeyi, Turan Özdemir müdür yardımcısı Hasan Paşa’yı oynayacak.

Küçük Sırlar’ın yakışıklısı Kadir Doğulu Pis 7’li’nin lideri Bayrampaşalı’yı oynayacak. Türk Malı’ndan tanıdığımız Hazal Şenel, Salça rolünde. Pis 7’li’nin tamamı Tükenmez Kalem’in ürünü olacak. Hababam Sınıfı’nda ise eğlenceli bir sınıfın sistemle çatışması var. Eğitimle alakalı bir çatışma. Eski karakterlere, saygı olarak dokunmuyoruz. Yepyeni karakterlerle yeni bir Hababam Sınıfı yarattık. Orjinaline en sadık Hababam Sınıfı olacak. Melih Kibar’ın müziğini duyacaklar. Rıfat Ilgaz ve Ertem Eğilmez’e layık bir Hababam Sınıfı olacağından kuşkunuz olmasın.

Rakibe saygı, kontra ataklara devam

Pis 7’li’de Tarık Akan ve Cüneyt Arkın’ın oğulları Barış Üregül ve Murat Cüreklibatır’ın da oynayacaklarını duyduk.

Pis 7′li de bir araya gelmeleri tam bir tesadüf. Ben bir resmini gördüm Deli Deli Olma filminde Barış, Tarık Akan’ın çocukluğunu oynamış. Oradan aklımdaydı, bir dizi yaparsam arayacağım diye. İlk işimde aradım ve baktım ki heyecanlı, hevesli. Biz böyle okuma provaları yaparken bir telefon “Ben Cüneyt Arkın’ın oğlu Murat, ben de bu proje de olmak istiyorum”. Dört dörlük, pırıl pırıl bir adam, çok da yakışıklı. İngiltere’de kurulu düzenini bozup sırf bu iş için buraya geliyor. Benim için onurdur. Sinemayı bana sevdiren Tarık Akan ile Cüneyt Arkın’la geçen bir ömrüm var. Onlara öykündüm şimdi çocukları ile çalışıyor olmam benim büyük zenginliğimdir.

“Pis 7′li Öyle bir geçer zaman ki’ nin karşısında yayınlanacak. İşimiz çok zor. Süngüleriyle İngilizlere saldıran çarıksız neferler gibiyiz.” demişsiniz?

Çok güçlü bir yapım. Çok yer etti kendine ve ezerek gidiyor o geceyi. Yabana atılmayacak bir rakip. O anlamda UEFA’nın kriterleri var ya “Rakibe saygı, kontra ataklara devam”. (Kahkahalar)

Kübra Ünlü – Gani Müjde Röportajı



  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir