Menü Kapat

Derdiniz Melek Mosso’nun şarkısı, Gülşen’in poposu, Melis’in memesi olmasın!



Kübra Doğru Ünlü
Kübra Ünlü

Ve yine ve yine ve yine…

Akıl almaz bir konser yasağı ve kaldırılan afişler, Melek Mosso’nun konserlerinin ahlaksızlığa özendirdiği gerekçesiyle konserinin iptali…

Hepsi rüya vs.’ de; bizi biri çimdikleyecek bu saçmalıklardan sıçrayarak mı uyanacağız nedir? Veya ne zaman uyanırız? Ya da uyanır mıyız?

Aklım almıyor ve tabi benim sorular yine inci gibi sıralanıyor…

Listeden çıkarılmayan diğer iki kadın sanatçı, Funda Arar ve Derya Uluğ daha mı az ahlaksızlığa sevk etti?

Miktar neye göre belirlendi?

Bu bilir kişi kim?

Ahlakın bekçiliği ne zamandan beri kamu yöneticilerinin görev tanımına girdi?

Bu ahlak bekçiliği görevi bir yasa ile bir gece meclisten geçti de bizim mi haberimiz olmadı?

Yok eğer sizlerin görev tanımında ahlak bekçiliği varsa, kimleri kapsıyor?

Cinsiyet ayrımı var mı?

Erkek sanatçının ahlaksızlık ölçüsü nasıl belirleniyor?

Ahlaksızlığı hangi unsur, uzuv, öge, vs. ile gerçekleştirdiklerini nasıl belirliyorsunuz?

Hangi kurum, kuruluş ve sınıftan insanlar ahlaksızlık kapsamı dışında kalıyor?

Ayrıca ahlak bekçilerimiz yaşadığımız toprakların üzerinden geçen kadim medeniyetlerden sonra Selçuklu ve Osmanlı ile kültürümüze kazınmış el sanatlarımız, sonrasında Türk Halk Edebiyatımız, hasılı geleneğimizde var olan, bizleri ahlaksızlığa sevk edecek unsurlar üzerinde, herhangi bir çalışma yapmışlar mı, envanterleri var mı?

Kadim geleneğimiz içerisindeki bu unsurların halkımızda ahlaksızlık geliştirmesi mümkün mü?

Örneğin, bu toprakların bin yıllık bereket tanrılarını, ahlaksızlığa sevk edebileceğinden mütevellit, olur ya, “müzelerimizden kaldırdık” demeniz mümkün mü?

Yazık ki giderek ve daha çok merdiven altı bir yaşam …

Dertleriniz bu memleketin dertleri olsun, sokakla, nahiyenizle, kasabanızla ilgili olsun.

Derdiniz Melek’in Şarkısı, Gülşen’in Poposu, Melis’in Memesi, Ezgi’nin Twiti olmasın.

Siz narenciye de durum ne, ona baksanız.

Hem bakınız, türküde “entarisi ala benziyor, şeftalisi bala benziyor” da şair ne anlatmış, bırakınız onu biz, bu toprağın halkı olarak, anlarız, denkleriz, ahlaksız olmayız…

Bakınız bizim evde böylesi çokça türkü okuyoruz. Şimdi sormam lazım, ahlaksız olduk mu, olur muyuz, size oradan nasıl görünüyor?

Mesele ahlakçılık yapmamak!

Ve mümkünse ahlak dersleri falan vermeyin…

Keşke ekonomimiz izlediğimiz gibi püri pak, anlatıldığı gibi mis, kulaklara çalındığı gibi, gıpta edilecek gibi olsa. Ancak sokak böyle demiyor. Bakınız bu sizin konunuz. Misal şehrinizde tarımsal alanlarda yiten topraklar, sulama çalışmaları… Çok daha önemli ve yine sizin konunuz. Ahlak ve ahlak zabıtalığı kimsenin haddine değil…

O fuar, bu kitap, şu resital, bu festival, yazayım diye başladığım her yazım da maalesef buralarda dolaşmak zorunda kalıyorum.

Neyse size şimdi, tüm bu şartlar içerisinde kendini kendi yağında kavurup, yetiştiren, pişirmeye ve sunmaya çalışan, bir avuç kıymetli sanatçı gençten bahsetmek istiyorum.

Bu hafta 25 Mayıs’ta Ankara Müzik Ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğretim Üyesi, ses sanatçısı ve söz yazarı Elif Nun şefliğinde Ankara CSO’da Kültür Bakanlığının gerçekleştirdiği organizasyonda üniversitenin genç sanat öğrencilerinden oluşturulan grup, farklı bir çok dilde, seçki şarkılardan bezeli bir konser verdi. Memleketin gurur tablosuydu. CSO’nun görkemli sahnesini yıldız yıldız aydınlatan koro büyük beğeni ile karşılandı. Üniversitenin rektörü aynı zamanda Türk Halk Müziği ses ve saz sanatçısı, Erol Parlak’ın temsil gerçekleşirken gözlerindeki ışığı keşke görebilseydiniz. Yüzeysel bir haber ile değil de keşke uzun uzun hepsinin nasıl hazırlandığını dinleyip görebilseydiniz. Anadolu’dan Afrika’ya uzanan ezgilerin yolculuğunu aktaran herkesin emeğine, yüreğine sağlık. Ruhların aydınlığına, bereketine hizmet eden, can parçaları…Tıpkı memleketin askeri gibi. Kutsal ve aydınlık insanlar. İçlerinde Melek Mosso sevenler de var. Ve onlar bizim çocuklarımız ve onlar size ahlakın ne demek olduğunu sanatları, işleri, duruşları, bakışlarıyla öğretiyorlar, öğretecekler. Yani onların ne aileleri ne arkadaşları ne hocaları ne ustaları ve de ana babaları yani bizler, hiçbir zaman ahlaksızca ağzınıza aldığınız kelime gibi “ahlaksız” olmadık, “ahlaksız” değiliz.

Keşke gönülleriniz onların bereketiyle bereketlense, ruhlarınız bir ihtimal daha aydınlanır, gözünüze fer, yüzünüze yıldızlar, düşer.

Değere artı değer katacak olanlar.

Diğer her şey, bugün var yarın yok.

Diğer her şey gelecek ve geçecek.

Ancak onlar ve ürettikleri hep var olacak.

Hep ve daima…

Bu toprağın çocukları bu toprağın değerlerini, kültürünü, sanatları ve ürettikleri ile hep yaşatacak.

Ve tüm bu şartlara rağmen hala üretmeye çalışandan haberiniz oldu mu bilemiyorum. Haberiniz olması için bir çabanız olur mu, onu da kestiremiyorum.

Sözün özü, sayın okuyucu, babaannemin deyimi ile hepimiz “aklımıza mukayyet olalım” ki; belimize ne zaman berk olacağımızı öğretmesinler.

Yazının tamamını okumak için TIKLAYINIZ.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.